Cumartesi, Nisan 18, 2026

En Çok Okunanlar

spot_img

Benzer Yazılar

İlk Kadın Ralli Sporcumuz; Samiye Cahid Morkaya

Samiye 1897 yılında o dönemin aydın fikirli “Emirler Dergahı Şeyhi”nin en küçük kızı olarak İstanbul’da doğmuştu. İlköğrenimini Yedikule Alman Mektebi’nde tamamladı. Çocukluğunda müziğe ilgi duymuş, şeyh babası kızını destekleyerek Tamburi Cemil Bey’den sekiz yıl kemençe dersi almasını sağlamıştı. 1922’de açılan bir sınavı kazanarak kemençe öğretmeni olmuştu. Kemençe derslerini aldığı süreçte, 1920 yılında dönemin ünlü gazeteci ve yazarı Burhan Cahit Morkaya ile evlenmişti. Otomobil tutkusu vardı, öğrenmeye meraklıydı, deneme sürüşleri için ilk defa 1922 yılında direksiyona geçmişti. 1923’te ehliyetini aldığında Türkiye’de ehliyeti alan ilk kadın sürücü ünvanını aldı. Eşi ona bir otomobil hediye etti ve trafikte seyreden ilk kadın sürücü oldu.

“Burhan çok teşekkür ederim otomobil için, beni ne kadar mesut ettiğini bilemezsin!” dedi Samiye.

“Canım benim, arabalara tutkunu bilmez miyim, her zaman yanındayım tabii ki.”

Araba kullanmak ona özgürlük hissi veriyordu, kimseye bel bağlamadan istediği yere gidiyor, işlerini de kemençe derslerine gitmeyi de arabası sayesinde kolaylıkla yapıyordu. İstanbul’da caddelerde arabasını sürerken ona dönüp hayretle bakan yüzlerden gizli bir keyif alıyordu doğrusu. Ustalaştıkça araba yarışları dikkatini çeker oldu. Araba yarışlarına katılmayı düşündüğünü eşine söyledi. Ne harika bir eşi vardı. Onu her daim destekliyor, erkekler dünyasına girmesinde yüreklendiriyor, Samiye’nin yanında yer alıyordu.

“Burhan ne dersin yarışlara katılabilecek düzeyde yetkinleştim mi sence?”

“Tabii ki Samiye, hem çok dikkatli kullanıyorsun hem keyif aldığın her hâlinden belli oluyor. Bence yarışlara girmek bir yana, seni ilk beşe rahatlıkla girebilecek düzeyde görüyorum canım. Her daim yanındayım, kim tutar seni?”

Gülümsediler birbirlerine ve ellerini kaldırıp yaşasın diye vurdular.

“Çok teşekkür ederim hayatım. O zaman Turing Kulüp’ün düzenlediği yarışa başvurumu yapayım bir an önce.”

“Kararlılığına bayılıyorum canım, hadi birlikte gidelim!”

Türkiye’de ilk olarak 1927 yılında otomobil yarışları düzenlenmiş ve sadece erkek pilotların katıldığı yarışları Suphi ve Ziya Bey’den oluşan ekip kazanmıştır. O yıllarda ilk olarak arabaların dayanıklık seviyesini ölçen yarışlar yerine, Turing Kulüp tarafından daha farklı formatlara sahip yarışlar düzenlenmiştir. Sâmiye Cahid Morkaya’da Turing Kulüp’ün düzenlediği yeni formatlı yarışlara katılmıştır.

Otomobil tutkusu hayatının en önemli parçası olan Samiye Cahid Hanım başvurusunu yaptı ve yarışa giren ilk kadın ralli sürücüsü oldu. 1930 ve 1931 yıllarında dereceye girdi ve gerçekten eşinin tahmin ettiği gibi ilk beşte yer aldı.

Samiye Cahid Morkaya’nın bu alanda attığı adımlarda ve kazandığı başarılarda, eşi Burhan Cahid Morkaya’nın desteği, önemli rol oynamıştır. O dönemlerde, eşine böylesine destek veren, en iyi otomobillere -Buick, Cadillac, Nash, Fiat, Ford gibi dönemin en iyi araba modelleri- sahip olmasını sağlayarak, belki de tutkusunu körükleyen Burhan Cahid Morkaya Siyasal Bilgiler Okulu mezunu bir yazar ve gazetecidir. Dönemin Vatan Gazetesi, Servet-i Fünun gibi önemli oluşumlarında yazar kimliği ile bulunmuş ve Yazı İşleri Müdürlüğü ve Başyazarlığı, Osmanlı Milli Ajansı Memurluğu ile TBMM sekizinci Dönem İstanbul Milletvekilliği görevlerini icra etmiştir.

Dereceye girdikçe, giderek ralli sporuna tutkusu katlanarak artıyordu Samiye’nin. 1932 yılına gelindiğinde, 18 Haziran’da yapılacak yarışlar için yine heyecanla başvurusunu yaptı. Ancak, yarışa başka kadın sürücü başvurmadığı gerekçesi ileri sürülerek başvurusu reddedildi.

Samiye çok öfkeliydi, reddi bir türlü kabullenemiyordu. Pes etmedi ve ikinci kez tekrar ileri bir adım atarak, erkeklerle birlikte yarışmayı talep etti. Bu defa Samiye Cahid Hanım’ın talebi, düzenleme komitesi tarafından kabul edildi.

Bu yarışta şampiyon olmayı kafasına koymuştu. Kendine çok iyi beslenme programı hazırladı. Uyku düzenini de ayarladı ki yeterince uykusunu alıp bağışıklığı güçlü kalsın. Gündelik hayatın rutinlerinden feragat ederek yarışlara odaklandı ve kondisyonunu artırmak için disiplinle trafiğe kapalı alanlarda antrenmanlarına devam etti.

Yarışacağı parkurun her metresini, yarışma öncesi eşiyle birlikte inceledi, gözleriyle âdeta radar gibi tüm parkuru dikkatle tarayarak, yol notlarını aldı. Evde dinlenirken gözlemlediği parkuru zihinsel olarak defalarca hayalinde canlandırdı ve diğer yarışçılarla nasıl yarışacağını, nasıl öne geçeceğini imgeledi. Elinde şampiyonluk kupasıyla kendini defalarca hayal etti.

Ve beklenen o gün geldi. Samiye, 18 Haziran sabahı heyecan içinde uyandı. Kalktı önce tartıldı, atmış kilo idi. Eşine; “Burhan çok heyecanlıyım, bu defa şampiyonluk benim olsun istiyorum,” dedi.

“Ben inanıyorum canım şampiyonluk senindir!” dedi eşi.

Beslenme programına uygun kahvaltısını yaptıktan sonra hazırlandı ve eşiyle birlikte evden çıkarak yarış alanına doğru yol aldı.

Alana geldiklerinde eşi araçtan indi, iyi şanslar dileyerek eşinin yanağına bir şans öpücüğü kondurdu ve seyirciler arasında yerini aldı.

Samiye start verildiğinde, derin bir nefes alırken “Bismillah!” deyip gaza bastı. Artık yarışma öncesi heyecanı da arabasının hızına paralel olarak çoktan uçup gitmişti, tüm dikkatiyle yola odaklandı. Hızlandıkça âdeta özgürlüğe doğru kanatlanıp uçtuğunu sevinçle hissetti. Ne güzeldi, şu erkek egemen dünyada onların önüne geçebilmek. Bu düşüncelerle Samiye gaza basarak süratini daha da artırıp ilerledikçe, daha bir özgüvenle finish çizgisine doğru yol aldı.

“Hadi Samiye, hadi Samiye,” diye kendini motive ederken aracının hızını düşürmeden dikkatle sürmeye devam etti. Sırılsıklam ter içinde kalmış, boynunda ve sırtında müthiş kasılmalar olmuştu. Yine de şampiyon olacağına olan tam inancıyla, en yüksek hızla giderken âdeta çok iyi çaldığı kemençe eşliğinde, neşeyle dans ediyordu bütünleştiği arabasıyla. Hele de insana yukarıdan bakan kendisini küçümseyen erkek pilotları geçeceğine olan inancı onu öyle keyiflendiriyordu ki…

Finish çizgisini geçtikten sonra, 200 metre ileride yer alan “zaman kontrol noktası”nda arabayı durdurdu, diğerlerinin süresini bekledi ve işte olmuştu, kazandığını o an öğrendi.

“Yaşasın! Aferin Samiye, aferin Samiye!” diye önce kendisi kutladı kendini. Çalışmalarının karşılığını almıştı. Arabayı sağa çekti ve kontağı kapattı. Samiye sırılsıklam ter içinde, kasılmış vaziyette ama çok mutlu sevinçli indi aracından. Eşi koşarak sevinçle geldi yanına ikinci kutlayan kişi olarak. Coşkuyla sarıldılar…

İstanbul valisinin elinden birincilik kupasını aldıktan sonra gazetelere röportaj veren Samiye Cahid Morkaya, artık ünlü olmuştu.

Yarış sonrası kupası kucağında, yorgun ama mutlu bir şekilde evlerine gittiler. Samiye sabah tartıldığı tartıya bir daha çıktı, kilosu 58.5 görünüyordu. Yarışta kan ter içinde kalmış 9.5 kilometrelik parkur boyunca vücut bir buçuk kiloyu atmıştı.

Samiye Cahit Morkaya, 18 Haziran 1932 tarihinde; İstinyeZincirlikuyu arasındaki dokuz buçuk kilometrelik parkurda düzenlenmiş olan ralliyi, dokuz erkek rakibine karşı, parkuru 5.40 dakikada tamamlayarak birinci oldu. Böylece ilk kadın şampiyon otomobil yarışçısı unvanını aldı. Ancak, yarışta kendisine on yedi saniye fark atarak ikinciliğe düşen Sait Paşazade Vehbi Bey, durumu sindiremedi ve birinci olanın bir kadın olduğu gerekçesi ile sonuca itiraz ederek yarışın iptal edilmesini talep etti. Samiye Cahid Morkaya’nın başarısına gölge düşüren bu itiraz mahkemeye taşındı ve gündem bir süre bu konuyla meşgul oldu. Sultanahmet Sulh Hukuk Mahkemesi’nin, “Bir kadın, otomobil yarışlarına katılabilir ve kazanabilir,’’ şeklinde karar vermesi ile, Samiye Cahid Morkaya birinciliğini kesin olarak tescilledi.

Mahkemenin verdiği karar, sadece bu yarışın değil, Türk kadınlarının sosyal yaşam haklarının da önemli bir savunusu oldu.

18 Haziran 1932 tarihli Vakit gazetesi otomobil yarışları haberi fotoğrafında Samiye Cahid Morkaya.

18 Haziran 1932 tarihli Vakit gazetesi otomobil yarışları haberi fotoğrafında Samiye Cahid Morkaya, birinci olduğu yıldan hemen sonra, 1933’de, yine Türkiye Turing Kulüp tarafından düzenlenen otomobil yarışlarını kazanarak başarısının tesadüf olmadığını kanıtladı.

1934’de katıldığı yarışta ise talihsiz bir olay yaşadı. Kaza yapan pilot, Ford marka arabasıyla attığı taklalar sonucu ağır yaralı olarak hastaneye kaldırıldı. Ford marka yarış arabası paramparça olmuştu. Samiye Cahid Morkaya, geçirdiği birçok ameliyata rağmen, parçalanan sol kolunu ne yazık ki bir daha kullanamadı. Bu talihsizlik sonucu, Türkiye’nin ilk kadın otomobil yarışçısı Samiye Cahid Morkaya, bir daha otomobil yarışlarına katılamadı.

Ancak bu durum onun otomobil sevgisini söndüremedi. Hatta yıllar sonra verdiği bir röportajda, “Ben hızı seviyorum. İnsanların kontrol edebildiği hızı seviyorum,” diyerek hem yarışlara hem de hayata karşı bakış açısını özetledi. Onun bu sözü, otomobil tarihimizde sadece bir cümle değil, bir felsefe olarak hatırlanmalı. 

Her şeye rağmen otomobillere olan tutkusu bitmeyen Samiye Cahid Morkaya, 1972 yılında hayata veda edene kadar arabaları ve araba kullanmayı sevmekten vazgeçmemiş ve son nefesine kadar araba kullanmaya devam etmiştir. 

Kaynakça:

Önceki İçerik
Sonraki İçerik
Hüsniye Yaroğlu Güler
Hüsniye Yaroğlu Güler
Tarsus doğumludur. İlk, orta ve lise öğrenimini Tarsus’ta tamamlamıştır. ODTÜ Metalurji ve Malzeme Mühendisliğinde Lisans, Yüksek Lisans ve Doktora derecesine sahiptir. Bir kamu kuruluşunda uzman olarak çalışmaktadır. Eş zamanlı olarak 5 yıl bir devlet üniversitesinde, 8 yılda bir vakıf üniversitesinde öğretim görevlisi olarak Mühendislik fakültesinde toplam 13 yıl dersler vermiştir. Ayrıca AB projelerinde proje müdürü, yürütücü, koordinatör, paydaş olarak çalıştığı Kurumu temsil etmiştir. Çeşitli ulusal projelerde hakemlik yapmaktadır.

POPÜLER YAZILAR