Cumartesi, Nisan 11, 2026

En Çok Okunanlar

spot_img

Benzer Yazılar

İhanetin Aynasında Sadakat

Bazı sorular yüksek sesle sorulmaz çoğu zaman; bir “artık böyle yapmayacağım’’ cümlesinin ucunda belirir. Çünkü kendine sadık kalmak, genellikle bir başkasına ihanet etme ihtimalini de beraberinde taşır.

Peki bu ihanet midir?

İhanet kelimesi ağırdır. Kırar, yaralar, güveni yerle bir eder. Taşıyabilen dik durur ama içi paramparçadır. Müzmin… Bir daha hiçbir duygunun peşinden koşamaz, hiçbir ağacın gölgesinde kalbinin şarkısını dinleyemez sanır. Ta ki kendini zamanın kollarına bırakana dek.

O hâlde, evvela ihaneti iyi tanımak, doğru tanımlamak lazım. İhanet, kendinle yüzleşmekten kaçıp başkasını belirsizlik duvarlarının arasında kıvrandırmaktır. İhanet, içten içe gitmek istemeyip kalıyormuş gibi yapmaktır. İhanet, “Böyleyim,” demek yerine, “Benden bu kadar,’’ diye eksik yaşamaktır; eksik yaşatmaktır. İhanet, söz bozmak değildir. İhanet, birinin en savunmasız hâlini bilip tam oradan vurmaktır. İhanet, “Ben gidersem günahkâr bilirler, hadi sen git, iki cihanda da kabahat sende kalsın,” demektir.

Okuduğunuz üzere burada ihanetten çok bahsetmek, sadakatin altını çizmek gibi aslında, yani en emin hâlimle; ihanet önce kendine sadık olamamaktır. Hiç düşündünüz mü? Kendinize ne kadar sadıksınız? Kendine sadık kalmak… Arzularını, sınırlarını, tutkularını, değerlerini, hayallerini inkâr etmemektir kanımca. “Ben buyum,” deme cesaretidir kalbinde ürkek bir çırpınışla. Öyle ya alışık hâllerimizi gerçek sananlarla yaşamanın yükünü de kabullenmiş sayılmıyor muyuz bu hayatta? Ne zaman kendin olsan suçlu ya da günahkârsındır. İşte tüm bunları göze alarak konuşmaktır.

Bir başkasını üzmemek için kendini susturmayı erdem zannedenler… Oysa susturulan her iç ses, zamanla bir kırgınlığa dönüşecektir. Bastırılan her gerçek, bir gün daha sert geri dönecektir. Kendine söylediğin her yalan, başkasına doğrularının boynunu bükecektir. Bugün değil ama yarın mutlaka.

Karıştı dünya telaşımızın adı, farkındayım ama kendine sadakat, başkasına sadakatin düşmanı değildir. Kendini inkâr ederek başkasını mutlu etmeye çalışmanın adını merhamet koyanlardan, bu yazıda hiç bahsetmek istemiyorum. “İlle de önce kendine sadakat,” diyerek bitirmek istiyorum yazımı…

Sadakat susmaması gereken yerde susmamak, kalmaması gereken yerde kalmamaktır. Sadakat, küçücük bir bağın içinden sessizce çoğaltılan güvendir.

Sonrası? Kırılan şey ilişki mi, yoksa insanın dünyaya bakışı mı, belki de kazanılan en büyük zafer? İşte onu da artık zaman söyler.

Sevgiler…

Yasemin Baş
Yasemin Baş
1980 yılında doğdu. Atatürk Üniversitesi, Sosyoloji bölümü mezunu. 90’lı yıllarda radyo programcılığı, 2000'li yıllarda televizyon programları,ana haber berfore, gazete röportajları ile başlayan kariyeri şimdilerde ise yalnızca seslendirme yaparak ve Diksiyon eğitimleri vererek devam ediyor. Türkiye’deki birçok markanın kurumsal marka sesi. Aynı zamanda onu sesli kitaplarda da dinliyorsunuz. 2019 yılında yayımlanmış "Piç Yıllar" isminde bir kitabı bulunmaktadır. Çünkü Kadınız Kolektifi serisindeki "Anne Gölgesi" ve "Görülmemiştir" isimli kitaplarda da yazar olarak yer almıştır.

POPÜLER YAZILAR