Kapıyı açtım, pencereden yağmur doldu içeriye.
Ağırlaştım bir vakit, yitip gittim diye düşündüm.
Her şey kara bir deliğe doğru süzülür gibi,
Zamanın yamalı tünelinde kaybolsun istedim.
İstedim mi gerçekten?
Kıvrımlarını hatırlıyorum Balat’ın.
Yan yana oturmuş, garip oyunlar üreten bizi.
“Kötü bir anlatıcıyım oysa ben,” demişti, demiştim, demiştin…
Sana bir çocuk sevinciyle aldığım kitabın aynısını,
Elimde tutuyorum şimdi, inanır mısın?
Elmalı turta yiyorum,
Sevimsiz bir patikaya çekiliyor ayaklarım,
Münasebetsiz kokularla doluyor burnum!
Az ötedeki uyarı levhasının üzerinde
“Hayatın elektrik direklerine dokunmayın,” yazsaydı dinler miydik?



