Pazartesi, Şubat 9, 2026

En Çok Okunanlar

spot_img

Benzer Yazılar

Beyaz Bir Aşk Hikâyesi

Çocuktum, bir sevdaya tutuldum. Hem de öyle bir sevda ki uğrunda dağları deldirecek, çölleri aştıracak bir sevda. Belki dağlar delinmedi, çöller aşılmadı ama boş da durulmadı vesselam. Kendi çapımızda, biz de yaptık bir şeyler. Gülmeyi de ağlamayı da ilk onunla tatmış olabilirim. Literatürüme “umut” kelimesi onunla girdi diye hatırlıyorum. Çünkü diyordu ki;

Umudun tükenirse gökyüzüne bak,
Karanlığın ardından güneş doğacak,
Şarkılar söyleyecek o gün çocuklar,
Yarınlar bugünden güzel olacak.

Ne zaman kararsa kalbim, aklıma düşerdi bu dizeler. İnsan, kalbini hep beyaz tutmalıydı, O’ndan öğrendim…

Yıllar geçti, yaşım da oldu epey, artık çocuk da değildim. Daha büyük bir aşka dönüşmüştü günden güne. Sanki avuçlarıma aldığım bir kartopuydu da yılları kendine katıp dev bir çığa dönüşmüştü. Çığ diyorum, çünkü bu sevdanın altında kalıp, ezilip, ağlamışlığım çoktur. “Değmez,” diyenleri düşman bilip, kendime saklanma hikâyelerimde burada başladı belki de. Kim bilir?

Bazen düşününce hayret etmiyor da değildim. İnsan birini/bir şeyi böylesine büyük bir aşkla ve bitmeyen tutkuyla sevebilir miydi? Hem de yıllarca. Aklım almayınca, aklımı inkâr etmişliğim de var bu arada. “Deliyim, kabul,” diyerek yoluma devam etmişliğim de, uğruna yakınlarımı kırdığım da doğrudur. Öyle bir sevda işte, delicesine. Hani Kayahan diyor ya şarkısında:

Bizimkisi bir aşk hikâyesi,
Siyah Beyaz film gibi biraz,
Gözyaşı umut ve ihtiras,
Bizimkisi roman gibi biraz.

Tam olarak böyle bir şeydi bir yanı Siyah, diğer yanı Beyaz olan sevgiliyle ilişkimiz. Hayatımın her ânını ona göre programlar olmuştum. Söylediğim ilk yalan kendisi içindi. Onu görebilmek adına söylediklerim ve söylemediklerimden bahsetsem, inanın Türkçenin kelimelerini yettiremem. Böylesi bir sevgiyi hak etti mi derseniz, bence hak etti. Hâlâ da hak ediyor. Hâlâ da seviyorum zaten. Yıllar, eskitemedi aramızdaki ilişkiyi. Hâla en güzel şarkıları onun için dinler, onun için söylerim. Çünkü ben kendimi bildim bileli, O’na ait yüreğimdeki bütün ezberlerim…

“Futbol sadece futbol değildir,” derler. “Ne alakası var şimdi?” diyeceksiniz. Var. Futbol, bazen kendinizi bulduğunuz ve bazen de kendinizi kaybettiğiniz şeydi. Aklınızla kalbinizin hep ayrı yerlere gittiği, kolay kolay da orta yolda buluşamadıkları bir şeydi. “Aklı başında kız” bilinen benim, evden kaçışlarıma konu; dürüstlük ilkesini benimseyen şahsımın, uğruna yalanlar söylediği bir şey. Herkesin ayıplamasına rağmen benim bu tutkum da “futbolun erkek işi” sayıldığı dönemlerde, küçük bir kız çocuğu olarak tutunduğum kıymetlimeydi. Hani O’nu adını vermeden anlat deseler, bu cümleleri kullanırdım herhalde. Bir bestede geçer “Siyahın zindan olsun, Beyaz aydınlık” lafı. Çoğu zaman Siyahında ağırlasa da bizleri, Beyazını kendime rehber seçip, var oluşuna şükrümü haykırdım her defasında. “Bizim için sevdadan delirmiş diyorlar, bilmeyenler nasıl anlasın?” derken, anlaşılmamayı da deli olmayı da aldım kabul ettim. Bir tribün hikâyesinin de en Beyaz hâliyle kalbime hapsettim. Bütün aşk şarkılarında hâlâ O’ nu hatırlamamın başka bir açıklaması varsa, elbette duymak isterim. Lakin ikna olma sözü veremem hiç kimseye. Çünkü Barcelona’ya üç attığını da Liverpool’un İnönü cehenneminden çıkamadığını da görmek, benim sevdamın beyazı. Siyahı kalbimi yorsa da alnımın yazısı. Böyle bildim yıllardır. Böyle de bilirim muhtemelen.

Bıraksanız, sabaha kadar anlatırım aslında ama bir yerde de durmak lazım ya, oraya geldik belki de. Yine de yazımı finallerken bu aşkın büyüklüğünü anlatan şarkılardan birinin, benim gönlümde yer etmiş ve O’nunla özdeşleşmiş dizelerini yazmak istedim. Bir şeyi karşılıksız sevmek de mümkündür, bilin isterim.

Beşinci mevsim diye bir şey olsa,
Seninle adaş olurdu kesin,
Cennette çalınan bir şarkı,
Adını fısıldayan sesim…

Önceki İçerik
Sonraki İçerik

POPÜLER YAZILAR