Perşembe, Nisan 30, 2026

En Çok Okunanlar

spot_img

Benzer Yazılar

Yanımda Kalanlar

Yine bir pazar akşamı.
Evde kedileri ve fazla kilolarıyla oturan, ellili yaşların ortasında yalnız bir kadınım ben.
Yarın pazartesi.

Pazartesi ne demek?
Evet, doğru bildiniz.
Her kadının sabah aç karnına tartılıp diyete başladığı gün.

Kocayı boşadım.
Kızım evlendi gitti.
Hayatın kanunu bu, tabii ki gidecek.
Annem babam melek oldu, yattıkları yer incitmesin.

Arkadaşlar…
Kimi bir sebepten,
kimisini aramayınca, onlar da aramayı bıraktı.
Kimseyi suçlamıyorum.
Hayat bir yolculuk.
Herkes farklı yönlere gitmek isteyebilir.

Sonuçta yine aynı yere geliyoruz.
Evet, yarın diyete başlayacağım.
Pazartesi.

Bu benim için yeni bir şey değil.
Genç yaşta başladım farklı diyetler yapmaya.
Neler denemedim ki?

Montignac diyeti yaptım.
Her yiyeceğin glisemik indeksini ezberledim.

Atkins yaptım.
Proteinli fazla yemekten gut oldum.

Dukan yaptım.
Protein günü, sebze günü, serbest gün takibi yapmaktan önemli günleri unuttum.

Aralıklarla aç kaldım.
Açlık bitince bir tabur askerin üç öğünde yiyeceği yemeği tek öğünde gömdüm.

Hepsiyle kilo verdim.
Ama kilolar, sanki tatile gidip orada alışveriş yapıp daha da büyük bavullarla bedenime geri döndüler.
Her geri döndüklerinde hayal kırıklığım daha da büyüdü.
Sıradaki diyeti yapacak gücüm biraz daha azaldı.

En çok onlarla cebelleştim.
En çok kilolarımdan kurtulmak istedim.
Demek ki insan en çok en sevdiğiyle kavga ediyormuş.
Onlar da kalmak için benimle kavga ettiler.

Uzun süre şu sözü duydum:
“Yanlış anlama, sağlığın için kilo vermelisin. Seni düşündüğüm için diyorum.”

Otobüse bindiğimde, bir buçuk kişilik yer kapladığımı düşünüp bacaklarımı birbirine yapıştırdım, omuzlarımı kıstım.
Kapladığım alanı daraltmak için yanımda oturana özür diler gibi baktım.

Uzun süredir görmediğim biri, merhabadan önce:
“Ay canım, sana ne olmuş böyle?” der.
İyi niyetli görünmek isteyenler:
“Sen kilo mu verdin?”

Kıyafet deneme kabininden çıktığımda aynaya bakıyorum.
Kıyafetin olmamış olduğunu görüyorum.
Sanki yeterince üzülmemişim gibi, arkamda bekleyen satış görevlisi yüzünde sahte bir gülümsemeyle,
“Aa bakın tam oldu, göbeğinizi sakladı, kalçalarınızı da örttü.”

Oysa ki bir un çuvalı da geçirsem üstüme, aynı görüntünün oluşacağını biliyorum.
Aslında onun söylemek istediği şey şu:
“Senin kilondaki kadınlar zaten giyinmez.
Üstünü örtecek bir şey bulmuşsun.
Daha ne istiyorsun?
Al git!”

Önce sinirleniyorum.
Sonra daha çok üzülüyorum.

Kilolarım da utanıyor benimle beraber.
Bakıyorum, sırtıma dostça pat pat vuruyorlar.
“Boş ver dostum,” diyorlar,
“gel şurada, bir döner ekmek yiyip efkâr dağıtalım.”

Bir ara Sağlık Bakanlığı kilolu insanları tespit edecekmiş diye bir haber çıktı.
Beyaz önlükler giyip baskülerle meydana çıktılar.
Siz güldünüz geçtiniz ama ben korktum.

Dedim ki beni alıp bir minibüse bindirecekler,
Yatağa bağlayıp aç bırakacaklar,
Zorla zayıflatacaklar.
O yüzden çıkmadım.
Sadık dostumla sarılıp yiyip içip yuvarlandık.

Yavaş yavaş acıkmaya başladım.
Bizimkisi yine konuşmaya başladı.
“Kaşarlı tost.”
“Sucuk ekmek.”
“Kalk kız, bolonez soslu bir spagetti yap.”

Önceki İçerik
Sonraki İçerik
Özgül Ovacık
Özgül Ovacık
1973 doğumluyum. İstanbul’da yaşıyorum. Anadolu Üniversitesi Halkla İlişkiler mezunuyum. Bir kız çocuk annesiyim. Uzun yıllar gümüş takı tasarımı ve pazarlaması yaptım. Biriktirdiğim hikayeleri yazabilmek için, Neyya Edebiyat Öykü atölyesinde ders almaya devam ediyorum.

POPÜLER YAZILAR