Perşembe, Mayıs 28, 2026

En Çok Okunanlar

spot_img

Benzer Yazılar

Cinayete Teşebbüs

 *Lidia Yuknavıtch’in Anlamlandıran Kadınından

 farklı tepkiler veren kadınlarımıza.

“Evet, bir şikâyette bulunmak için geldim. Tam da baktığınız yaram için… Evet, yaram için. Hastaneye sonra gideceğim. Dışımdan çok içim acıyor. 

Otururum ama daha üst bir görevli ile görüşmem gerekmez mi? Biliyorum, epey geç oldu. Ve sorunuzun cevabı, evet bunu biri yaptı. Etimin yanık kokusu mu, cinayete teşebbüs mü kaşlarınızı çatmanıza neden oldu? 

Tamam, size anlatacağım. Yok, sandalyeye de otururum. Umarım gecikmeden onu tutuklarsınız. Kimi olacak, bunu yapanı. Evet, tanıyorum tabii. Anlatayım. Bakın, elimdeki yanık sabah oldu. Ona kahvaltı hazırlarken. ‘Bu akşam geç saate kadar çalışacağım beni bekleme,’ dediği anda. Kim olacak, kocam. Ama kazayla sıçradı yağ. Ev işlerinde sakarımdır zaten. 

Sabah da erkenden kalkıp üzerindeki gömleği, pantolonu ütülemiştim. Anlaşılan her akşamki gibi yalnız yiyecektim yemeği. Ona cevap vermek yerine öğleden sonra, gündeki arkadaşlarıma ne diyeceğimi düşündüm. 

Bir sürü, ‘Ay canım,’lar, saklı saklı gülümsemeler… ‘Bir diyete mi başlasan?’ Kıçım, göbeğim büyüdü ya. 

‘Saçını başını değiştir, seksi iç çamaşırı al.’ Kırk yıl sonra. Ya da ‘Seks her şey değil canım, bak, boşamıyor ya seni’ler. 

Tamam, olaya geliyorum. Benim aklımdan bunlar geçerken o elimi umursamadan çekip gitti. Yok, başka biri de gelmedi. Evde başka kimse yoktu, yalnızdım. Zaten, şey… çocuğumuz olmadı bizim. Biraz su iyi olur, teşekkür ederim sorduğunuz için. 

‘Takıntılı davranıyorsun, bu da sorun mu, sen de büyütme o kadar.’ Ailemin dedikleri, her dertleşmek istediğimde geveledikleri şeyler işte. Tamam tamam, konuya geliyorum. Kocamın eve ne zaman döndüğünü tam tamına diyemem de gece yarısına doğruydu… Net olarak mı? Ben buraya gelmeden iki saat önce falan. Zil zurna, her yeri kadın kadın kokuyor. Bağırdım… Neyse, zıbardı yattı tabii. Ben de biraz içki kokuyor olabilirim. Çünkü o horluyordu. Hiçbir sevgilisi buna maruz kalmazken ben… Sağ olun, su iyi oldu. Yaranın çevresine hafif hafif dokunduracağım. Hangi yara mı? Biraz önce de sordunuz, görmüyor musunuz yanağımdaki yanık… 

Anlatıyorum, bir votka koydum. Evet, dedim ya uyuyordu. Ben de votka içtim… Yok canım ne uyanması, top patlasa duymaz o. Başka birisi de gelmedi, o yaptı. Anlatıyorum. Şöyle oldu. Önce kaloriferlerden bir tıkırtı geldi. Bilmem. Olur öyle bazen. O sırada bana bir şey oldu. Kafamın içinde bir düşünce… Kalorifer, elimin yanığı, ütü birleşiverdi zihnimde. 

Hatırladım. ‘Sen şerefsizin tekisin, namussuz piç,’ demiştim… Yok, daha önce. Hani sormuştunuz ya ne diye bağırdınız?’ diye, şimdi geldi aklıma… Tamam, o satırı bulup yazın, bekliyorum. Su biraz daha soğuk olsaydı, yanıyor yanağım. 

İşte o an, zihnimde ışık yandığında kendimle gurur duydum. Bir votka daha koyup koltuğa oturdum, ütüyü fişe taktım, yanımdaki sehpanın üstüne koydum. Sehpanın üstü yanmasın diye dik koydum. Biraz zaman geçti. Hiçbir şey düşünmedim. Ütünün ısınmasını bekledim. Sonra yavaş yavaş yanağıma yaklaştırdım. Oldukça yavaş… Evet, ütüyü. Belli bir yakınlıktan sonra hızlıca beni kendine çekti. Yüzümü yapıştırıverdim. 

Niye tuhaf tuhaf bakıyorsunuz bana? Bir an, ‘Keşke sarkmış göğüslerimi ya da gıdımı yapıştırsaydım,’ dedim. Neyse daha önce de demiştim ya sabırlıyımdır. Neden durdunuz? Yazmayacak mısınız?.. 

Eski tip ütüler çok sıcak olur bilir misiniz? Siz erkeksiniz ya bilmeyeceğinizi düşündüğümden sordum. Yanağımı ilk değdirdiğimde gözlerim yaşardı, içimdeki sıcağın etkisiydi. Dört beş saniye sabırla bekledim… Evet, dediğim gibi oldu. Yanağıma ütüyü yapıştırdım. Ne oldu, kimi arıyorsunuz?.. Arkadaşlarınız bizim eve gidecekse, dış kapıyı açık bıraktım, içeri rahatça girebilirler. O, arkadaki yatak odasındadır. Tüm yatağı kaplamış uyuyordur. 

Ne diyordum? Dayanabildiğim kadar durdum. Her yıl için birkaç saniye, hatta çocukluğum için, biraz da genç kızlığım… A, arkadaşlarınızı neden çağırdınız, birlikte gidelim diye mi geldiler?.. Baştan mı, kaldığım yerden mi?.. İşte yanağımı yapıştırıp sabırla bekledim… Dinlemiyor musunuz beni, dedim ya, sıcak ütüye… Acıdı, evet. Yok, sarhoşum denemez. İçimdeki acı yüzünden, yanağımdaki acı yüzünden, şişeyi bitirmem gerekti. Olaydan önce de içtim sonra da. Yalnız akşamlarımda hep içerim. Gündüz herkesleyken hissettiğim yalnızlığımın geceki hâlini tahmin bile edemezsiniz… Yo, daha önce böyle bir olay olmadı hiç… İçkiliyken mi? Hayır, başka bir sorun da yaşamadım. İçmediğimde sakarlığım tutar hatta… 

Çıkalım mı dediniz? Ama bitti mi? Yazdınız mı her şeyi? İmza atmayacak mıyım?.. Çantamı mı? Yok, çantasız geldim… Kimlik almam gerektiğini düşünemedim.

Hava serinlemiş. Ama ambulansa gerek yoktu ki, ev yürüyerek beş dakika… Önce klinik mi? Ya o sırada kaçarsa. Hemcinsiniz diye ondan yana çıkmazsınız, değil mi? Siz polissiniz. Yakalarsınız değil mi? O yaptı, kocam… Kocam yaptı.

Ne diyorsunuz siz? Yaktım, yaktım diyorum size… Nasıl hiçbir şey yok?.. Yanağıma bakın… Beni deli mi zannettiniz… Ne, ne diye tutuyorsunuz beni, bırakın, kocamı yakalamalısınız.”

Önceki İçerik
Sonraki İçerik
Burçak Sınmaz
Burçak Sınmaz
1966’da Ankara’da doğdum. Kısa öykü, deneme ve incelemeler yazıyorum. Halen İzmir’de Hava Trafik Baş Kontrolörü ve Eğitmeni olarak çalışmaktayım. Profesyonel Koçluk yapıyorum. Seslendirme alanında çalışmalarım da var. Öykü ve yazılarım çeşitli dergilerde, kolektif kitaplarda yer aldı. Çocukluğumdan bu yana, ki bu oldukça uzun bir süre, biriktirdiğim anılar, okuduğum, izlediğim büyülü dünyalar, yazma nedenim. Paylaşma nedenimse öykülerimin okuyucu tarafından okununca tamamlanıyor olması. Yoksa hep yarım kalmış gibi hissediyorum.

POPÜLER YAZILAR