Sevdikleriniz ve ailenizle birlikte geçireceğiniz, sağlıklı, mutlu, güzel bir bayr…………………
Oynaya Oynaya Gelin Çocuklar
Yaprakların arasından süzülen güneş ışıkları dans ediyor üzerimde, şakacı uğur böcekleri gibi. Nehrin kenarında, taşlaşmış bedenim; onların gözleri kadar soğuk ve gri. Çocuk kollarım annemi değil, istilacı su sümbüllerini kucaklıyor şimdi. Yakında tamamen gömüleceğim çamurun içine. Gözyaşlarım süzülüyor yanaklarımdan. Sesim çıkmıyor. Boğazıma dolmuş kızılağaç sinekleri. Burada, herkesten uzakta ölüyorum. Su doluyor açtıkları yaraların içine ama artık acımıyor. Korktuğum zamanlar hep söylediğim şarkıyı geçiriyorum içimden: Oynaya oynaya gelin çocuklar. El ele, el ele verin çocuklar…
Kirlenmek Güzeldir, Oyun Oynarken
“Usta, bugün biraz erken çıkabilir miyim?”
“Ne yapacakmışsın erken çıkıp?”
“Şey, bizim eski mahalleden komşular gelecekmiş de bayram ziyaretine. Onlar gelmeden değişip yıkanayım isterim. Bilmezler benim okulu bırakıp işe girdiğimi.”
“Ne olacak evladım, ayıp mıdır çalışmak?”
“Değildir de ustam, böyle çıkmayayım karşısına.”
“Kimin karşısına?”
“İşte… Melek’in karşısına… O beni hep temiz, hep apak görsün isterim.”
“Doğru söylüyorsun evlat, sanayi pisletir çocukların üstünü.”
Bayramdı
Adım Fatma, dokuz yaşındayım. Annem Nuray, babam İhsan. Adım Fatma, dokuz yaşındayım. Annem Nuray, babam İhsan. Unutmamalıyım bunları. Unutmamalıyım.
Beni bulacaklar. Bir gün bulacaklar. Bu karanlık yerde hapsedildiğimi öğrenecekler. Annemin babamın kollarına kavuşacağım tekrar. “Canım yavrum, gül kokulu kızım,” diyecek annem. “Seni çok özledik, seni bulacağımızı biliyorduk,” diyecek babam. Şimdi üstüm başım çok pis kokuyor. Burada yemek yok, burada tuvalet yok. Burası pis ve karanlık. Üstüm başım çok pis kokuyor ama annem yine de sarılır bana, “Gül kokulu kızım,” der, yine de.
Adım Fatma, dokuz yaşındayım. Bunu hatırlamam gerek. Beni bulduklarında söylemem gerek, kim olduğumu. Kapıda sek sek oynuyordum geldiğinde. Bayramdı, ninemlere gidecektik, annemleri bekliyordum kapıda.
“Bak, araba park ediyor, çarpmasın sana,” dedi, kucağına aldı beni, sonra arabaya koydu hızla.
Adım Fatma. Pis kokuyorum şimdi ama annem yıkar beni. Komşu amcaydı. Başta anlamadım. Çok uzaklara gittiğimiz için korktum. Bağırdım, ağladım.
“Annene götürüyorum seni,” dedi, inanmadım, hep ağladım. Kötü bir yere götürdü, merdivenden aşağı indirdi çekiştire çekiştire. Kafama vurdu, yüzüme vurdu. Canım yandı, ağladım. Karanlıkta korktum, ağladım. Beni iplerle bağladı. Gittiğinde karanlıktan korktum, geldiğinde ondan. Hep ağladım.
Sonra gözyaşlarım durdu. Sonra bazı şeyleri hatırlayamamaya başladım. Ama beni bulacaklar… adımı unutmamalıyım. Adım Fatma, dokuz yaşındayım.



