Çarşamba, Haziran 24, 2026

En Çok Okunanlar

spot_img

Benzer Yazılar

Heybemdeki Tortular

Gidilen bir yol, taşınan bir heybe…

Gidilen bir yol, taşınan bir heybe…

Her birimiz sırtımızdaki görünmeyen heybelerle yürüyoruz hayatımızda.

Aldığımız yol boyunca heybemize eklenen ve eksilenlerle kimi zaman ağır aksak kimi zaman parmak uçlarımızda adımlıyoruz yaşamı.

Yürüdüğümüz yolda çoğunlukla birinin yardım etmesini diliyoruz.

Kimi taşıyamadığı ağırlığa bi el atılsın istiyor, kimi kendi yerine başkası taşısın istiyor;

kimi ise heybesinin hafifliğinden muzdarip olup başkalarının kendinden vermesini ya da kendininkini vermesini bekliyor.

Hayat öyle ki hiçbir heybe ne ağzına kadar doluyor ne de tamamen boş kalıyor.

Neler yüklüyoruz peki heybelerimize?

Bazen duygu, bazen anı; kimi zaman başarı, maddiyat, zaman ya da sadece bir insan…

Kimi, hiçbirini elde edemediğini düşünür;  “Neyim var ki ben böyle nereye gidiyorum?” der.

Kimi ise “Her şey var ama ben böyle nereye, nasıl giderim? Taşıyamıyorum.” der.

O heybeye yaşamın özü bir eklenir, bir eksilir,

Bu kadar mıdır peki?

Ekle-çıkar arasında gidip gelmekten mi ibaret?

Elbet değildi.

Her birinin ardından kalan bir şey vardı:

Tortu.

Eklenenlerden süzülenler ve eksilenlerden arda kalan çeşit çeşit tortu birikintisi karşılıyor heybemizde bizi

Günün herhangi bir vaktinde yoklayan bir anının tortusu gibi…

Üzerinden ne kadar zaman geçtiğine  aldırmaksızın heybenden çıkarıverdiğinde ya gülümserken ya da hüzünlenirken kendini yakaladığın gibi.

En ağırı hangisi diye sorulsa, geçmişin tortusu ilk sırayı alır mıydı peki?

Kuvvetle muhtemeldi.

Kapladığı alan öyle dipte ve derindedir ki karşına çıkana, sana kendini hatırlatana kadar nelerin biriktiği de görülmezdi.

O birikintinin içinden bazılarının küf kokusu yayılır etrafa.

Zamanında havalandırılmayan, düzenlenmeyen, silkelenmeyen heybe; geçmişi  öyle bir sıkıştırır ki zemine, alttan küf tutarken etrafındakilere de ince ince işlemeye başlamıştır bile.

Bir zaman sonra gülümsediklerin yerine yüzünü buruşturan, seni üzen tortulara dönüşür her biri.

“İnsan gider adı kalır, dert gider tadı kalır.” derler ya…

 Tortularda böyleydi.

Adı, duygusu, tadı, kokusu …

Her şeyi barındırıyordu.

Anılarımız, bilinçaltında tuttuklarımız, yüzleştiklerimiz, öğrendiklerimiz,unuttuklarımız kaçtıklarımız…

Her biri heybemizde yerini alan tortulardı.

Ya da beynimizde.

Sahi, zihnimiz biraz da sırtımızda taşıdığımız heybe değil midir?

Bazen ağır gelip taşıyamadığımız, bazen hafiflediğinde parmak uçlarında yürüğümüz .

Ve o zihnin içindeki tortular…

Kıpır kıpır eden ya da kokuşan; öylesine küçük ama öylesine kuvvetli tortular…

Hem geçmişin hem de anın içindeki tortular.

Bazen de korkular…

Yüzleşmekten korkulan, temizlemekten korkulan, yitirmekten korkulan…

Aslında hepsi, ruhun derinliklerinde gizli kalan o eski tortudan.

Peki ya sizin heybenizde neyin tortusu var?

Berfin ŞAT
Berfin ŞAT
1996 yılında Gebze'de doğdu. Kocaeli Üniversitesi mezunudur ve işyeri hemşireliği yapmaktadır. Şiirsel düzyazı, öykü ve deneme türlerinde yazılar kaleme almakta; resim çizmek ve yaratıcı yazarlıkla ilgilenmektedir. Edebiyat ve sanatla iç içe yaşayan, yazar-çizer takımından biridir.

POPÜLER YAZILAR