Pazartesi, Şubat 9, 2026

En Çok Okunanlar

spot_img

Benzer Yazılar

Görünmez Emeğin Rengidir Beyaz

Kadın için beyaz, çoğu zaman dışarıdan bakıldığında saflıkla, temizlikle, sessizlikle tanımlanır. Oysa kadının hayatında beyaz, yalnızca bir renk değil; bir eşik, bir duruş, bazen de ağır bir yük olarak var olur. Beyaz, kadına yakıştırılan beklentilerin rengi olduğu kadar, onun kendi alanını kurma mücadelesinin de zeminidir.

Kadın, beyazla çok erken tanışır. “Temiz ol”, “düzgün ol”, “lekesiz kal” denilerek büyütülür. Beyaz burada bir uyarıya dönüşür: Hata yapma, iz bırakma, sesini fazla yükseltme. Toplumun gözünde beyaz kalan kadın, makbul olandır. Bu yüzden beyaz, kadının omuzlarında taşıdığı görünmez bir sorumluluk gibidir. Her adımı ölçülür, her sözü tartılır; çünkü beyaz çabuk kirlenir. Oysa kimse beyazın ne kadar emek istediğini sormaz.

Ama beyaz, kadının dünyasında yalnızca baskının simgesi değildir. Aynı zamanda yeniden başlama gücüdür. Kadın, kırıldığında, yorulduğunda, dağıldığında içgüdüsel olarak bir beyaz alan arar. Temiz bir masa, açık bir pencere, boş bir sayfa… Beyaz, kadına nefes aldırır. Her şeyin üst üste geldiği anlarda, “Buradan yeniden kurabilirim,” demenin sessiz cesaretidir.

Kadın için beyaz, görünmez emeğin de rengidir. Kimsenin fark etmediği düzen, sessizce sürdürülen hayat, arka planda tutulan denge… Beyaz bir perde gibi, sahnede olanı öne çıkarır ama kendi varlığını geri çeker. Bu yüzden çoğu zaman değeri anlaşılmaz. Oysa beyaz olmasaydı, renkler bu kadar net görünmezdi. Kadın da çoğu zaman böyle yaşar: Her şeyi mümkün kılar, ama adı anılmaz.

Bir kadının beyazla kurduğu ilişki zamanla değişir. Gençken ona öğretilen beyaz, kurallar ve sınırlar demektir. Olgunlaştıkça kendi beyazını seçmeye başlar. Bu artık başkalarının beklentisi değil, kendi ihtiyacıdır. Gürültüden uzak durmak, fazlalıkları elemek, hayatında gerçekten neye yer açacağını bilmek… Beyaz, bu noktada bilinçli bir sadeliğe dönüşür.

Kadın için beyaz, susmak zorunda kalmak değildir; ne zaman konuşacağını bilmek demektir. Kendini saklamak değil; kendine alan açmaktır. Her şeyi taşıyabilecek kadar güçlü, gerektiğinde hiçbir şey taşımayacak kadar özgür olmaktır. Beyaz, kadının hem yarası hem ilacı gibidir.

Belki de bu yüzden kadının beyazı, kırılgan değil dirençlidir. Kolay kirlenir sanılır ama aslında her yıkamadan sonra yeniden parlar. Kadın gibi… Yaşadıkça iz alır, ama her seferinde kendini yeniden kurmayı bilir.

Alisa Çiçek Akyol
Alisa Çiçek Akyol
Ankara Sosyal Bilimler Üniversitesi Denetim ve Risk Yönetimi yüksek lisans mezunu olup bir kamu kurumunda denetmendir. Uçan Süpürge Film Festivali gönüllüsü olup festivalde aktif görev almıştır. Ankara Sosyal Bilimler Üniversitesinin Kalite Topluluğunda denetim kurulu ve TEMA Vakfı üyesi olup Telli Turna Doğa Derneğinin Etimesgut ilçe başkanıdır. 6 Şubat depreminden etkilenen üniversite öğrencilerine mentorluk yapmış, Milli Kütüphanede görme engelliler yararına arşive sesli kitap okumuş ve çeşitli bakanlık, belediye, huzurevi ve üniversitelerde sunuculuk yapmıştır. 2008-2019 arası canlı radyo programları yapmış ve sunmuştur. TRT Avaz "Türk Dünyasından İzler" programında seslendirme yapmıştır. Okçuluk, fotoğraf, tiyatro, salon dansları, sinema, seyahat, spor, müzik, halk dansları, doğa yürüyüşü alanlarına meraklıdır.

POPÜLER YAZILAR