İlk zamanlar mecbur olmadıkça evden çıkmadım kabul. Ama yok öyle sandığın gibi diz yapmış eşofmanları çekip depresyon hırkaları giymedim üstüme. Sana gelir gibi giyindim her gün, makyajımı bile yaptım.
Taşındım. Koca evin inşaat pisliğini tek başıma temizledim; zor anıları kazıyıp temizlercesine. Zihnimi meşgul etmek için eşyaları tek başıma yerleştirdim. Eski evden çok şey getirmedim zaten. Üzerime bıraktığın ağır yükleri atar gibi fazla olan ne varsa hepsini attım. Sadeleştim, sakinledim.
Yeni evim daha uzak merkeze. Ama dert değil. Her gün denize selam çakıyorum sabahları. Daha çok araba kullanmaya başladım, gidip gelirken bağıra çağıra şarkılar söylüyorum artık, iyi geliyor. Herkes fark ediyor, daha neşeliyim, daha yaratıcıyım, daha mutluyum…
Rıhtıma hiç gitmedim senden sonra. Yeni arkadaşlıklar kurdum, bana iyi gelen. Spora başladım, arkadaşlarımla daha sık görüştüm. İlginçtir, seninleyken yaptığım hobilerimin yüzüne bakmadım. Hiç örgü örmedim mesela. Senden kaçmak için tutunduğum ne varsa onları da bıraktım.
Senin yerine başka şeyler koymak istedim yalan değil. Daha iyisiyle değiştirmiş olmak istedim seni. Zaman zaman sonu beni sıkıntıya sokan arayışlarım da oldu. Yeni hobiler buldum. Küçük hikâyeler yazmaya başladım, orada edindiğim ufak tefek tecrübelerle yazıyorum bu satırları. Artık kendimi daha rahat ifade ediyorum galiba.
Ama farkındayım, yaşanan o sıkıntılı günlere rağmen ne olursa olsun tamamen aklımdan çıkaramadım seni. Zordu, çok zordu seninle olmak, ama seninle edindiğim bilgileri öyle bir kalemde silemedim. Çok emek vermiştim, dile kolay on dokuz yıl. Bir o kadar da öncesi. Bir yıl daha dayanabilsem yirminci yılımızı kutlardık ama yapamadım ben. Her geçen gün daha çok nefessiz kalıyordum seninleyken. Aslında inançsızdım biliyor musun? Seninle olacağına dair küçücük bir inancım bile kalmamıştı.
Bir kez bile pişman olmadım senden ayrıldığıma. Yeni hayatımı seviyorum doğrusunu istersen, ama arada bir şey eksik dediğim de olmuyor değil. İnsan bu kadar uzun süre başka hiçbir şey yapmayınca başka hiçbir şey de yapamam sanıyor belki de. Bazen düşünüyorum korkak mıyım seni bıraktığım için ya da aksine çok mu cesurum? Diğerlerinin yapmak isteyip de yapamadığını mı yaptım ben?
Yok, hayır, buna güçlü bir sıfat bulmak zorunda değilim. Bitmesi gerekiyordu bitti belki de. Peki neden hala yokluyorum kendimi, neden hala senden parçalar buluyorum içimde, neden eski fotoğrafları bakıp yeni tanıştıklarıma bile senden bahsetmeden edemiyorum? Neden hâlâ yerine bir şey koymaya uğraşıyor, neden hâlâ seninle ilgili yazıyorum? Ben neden incecik bir misina ile asılı kaldım sana?



