Perşembe, Mayıs 28, 2026

En Çok Okunanlar

spot_img

Benzer Yazılar

Aile Şerefi Gündüz Kuşağına Çıkarsa

Bir zaman tüneline girelim…

1960-2000’ler arası bir vakit. Televizyonda bir yeşilcam filmi açık. Adı: Aile Şerefi. Bir tarafta fedakâr ve cefakr anne Emine (Adile Naşit). Fakir ama gururlu, aile şerefini her şeyin önünde tutan baba Münir Özkul (Sucu Rıza), kalbi gibi kendi de güzel, evin genç kızı Zeynep (Itır Esen), evi maddi olarak sırtlayan esmer, yakışıklı delikanlı Mahmut Cevher (Hasan) ve kalbimizi ısıtan diğer oyuncular…Karşı tarafta ise şımarık züppe Oktay ve Oktay için her şeyi parayla satın alabileceğini düşünen itici babası, fabrikatör Fehmi Bey.

Şımarık Oktay, Bağdat Caddesi’nde arkadaşlarıyla araba yarışı yaparken Sucu Rıza’nın küçük oğlu Murat’a çarpar ve kaçar. Kaza anında çocuğun yanında olan ablası Zeynep, birkaç gün sonra caddede Oktay’ı görür ve hesap sorar. Oktay, suçunu kabul etmez ama bir yandan da güzel, çetin ceviz Zeynep’i kafasına takar ve kızın peşine takılır. Sonra olaylar gelişir.

Filmin ilk dakikalarından itibaren seyirci, İstanbul’da maddi zorluklara rağmen ayakta ve bir arada kalmaya çalışan, mazbut aile Rıza Bey ve ailesinin tarafını tutar. Oktay ve fabrikatör babasının, para ile her şeyi satın almaya yönelik, şımarık tavırları ise seyircide antipati yaratır.

Hikâyenin buraya kadar olan kısmını, 2020’lere getirip Oktay’ın, ailenin küçük çocuğuna çarpıp kaçtığı ve Rıza Bey ve ailesinin, çarpan kişileri bulmak için gündüz kuşağına çıktığını hayal edelim…

Parlak beyaz ışıklı stüdyoda sunucu konuşur; “Stüdyoda Rıza Bey ve ailesi var, oğullarına çarpıp kaçtıklarını iddia ettikleri Oktay’ı arıyorlar. Evet Rıza Bey, olayı sizden bir dinleyelim.’’

Rıza Bey, Oktay’ın çocuklarına arabayla çarpıp kaçtıklarını, kaza anında şikâyetçi olamadıklarını, Zeynep’in birkaç gün sonra Oktay’ı gördüğünü, Oktay’ın suçunu kabul etmediği, hatta kızlarına rahatsızlık verdiğini anlatır.

Sunucu ve stüdyodakilerin bakışları Zeynep’e (Itır Esen) döner. Kızı baştan aşağı süzerler. Zeynep peri gibi güzel yüzünü öne eğmiş mahcup bir şekilde koltukta otururken bir yandan da babasının söylediklerini başıyla onaylar.

Sunucu araya girer; “Rıza Bey, o senin dediğin gibi olmaz. Kızım sen anlat bakalım. Bu Oktay kardeşine çarpıp kaçtı. Sonra seni gördü, görür görmez de sana takıldı, öyle mi?’’

Bu olay örgüsünü yutmamış gibi genç kızı bir kez daha süzer; “Mutlaka bir şey demiştir kızım. Konuşmuşsunuzdur. Sen bir tam anlat bana. Telefonunu aldı mı? Dedi mi, sevgilin var mı, yok mu?’’

“Yok Abla, dediğim gibi küçük kardeşime çarptı kaçtı. Ben de o gün onu görünce yanına gittim, öfkeyle de tokat attım.’’

Stüdyodaki izleyicilerden yargılayan; “Aaa,’’ nidaları duyulur. Uzman, yorumunu yapar “Teşhis için erken ama belli ki bir öfke problemi var, öfke kontrolü zayıf.’’

Televizyon karşısındaki izleyici, nahif görünüşlü şüpheyle bakmaya başlar. İçinden bir ses; “Arıza bir tip gibi, tokat atmalar falan, git şikâyetçi olsana, madem haklısın…”

Stüdyoda bir kadının sesi belli belirsiz duyulur; “…ama yapıp yapıp sokağa atıyorlar. Sonra araba çarptı. Milletin de başına bela oluyorlar. Doğurduysan sahip çıkacaksın.’’

Ön sıradaki ve yanındakiler, başlarını attırarak kadını onaylar. Emine (Adile Naşit) eleştiriler, kendisine ve ailesine yönelince, yüzü kızarıp çekinmesine rağmen, laf asıl konuya gelsin diye araya girer; “Aslında, çarpıp kaçan Oktay bulunursa en azından bir özür…’’

Sunucu, kendini tutamaz. “Hayatım sen de bak. Anlıyorum oğlun için üzülüyorsun, ağlıyorsun ama biraz da bir anne olarak çocuklarına sen sahip çıkacaksın. Değil mi hanımlar?” diyerek hemcinslerinden moral, destek bekler.

Stüdyodakiler, anneliğin görev ve sorumluluklarını, koşullar ne olursa olsun hatırlatan sunucuya alkışlarla destek verirler.

Sunucu, alkışın verdiği onaylanmışlıkla Zeynep’e bakıp devam eder; “Sizde kızım, ne işiniz var Bağdat Caddesi’nde? Bak biz çocuğumuzu şuradan şuraya markete gönderemiyoruz. Elli kere arıyoruz. Kardeşin dondurma istese bile diyeceksin ki, ‘Evimize gidelim, evimizde yeriz.’ Kızı süzer; “Kızım bak şimdi kulağıma söylüyorlar, senin fabrikada da bir nişanlın varmış, öyle diyorlar. Sen pek işine gücüne bakmıyorsun sanki, etrafına bakıyorsun gibi.’’

Sunucu anneye döner ve öğüdünü verir. “Çocuklarını takip edeceksin, gerekirse telefonunu… okuma yazma biliyor musun sen Emine?’’

Emine (Adile Naşit) utana sıkıla, “Biliyorum ama büyük yazıları okuyabiliyorum, telefonda küçük yazıyor ya, o zor.’’

Sunucu zaten tahmin ettiği cevabı almış gibi; “Yok, bilmiyorsun. Anladım. İşte olmaz. Hayatım sonra gelip ağlıyorsun ama…’’

Televizyon karşısındaki izleyicinin bir çıtır canı sıkılır. Tam aileye merhamet edecekti ki sene olmuş 2026, İstanbul’un göbeğinde okuma yazma bilmeme mevzusu kafasını bulandırır. Sunucu babaya döner; “Rıza Bey, sen ne iş yapıyorsun?’’

Rıza Bey cevap verir. “Ben su satıyorum. Bizim Yadigar var.’’

Sunucu; “Sevmiyorum ben artık açık su falan. Hepimiz dışarıdan kapalı su söylüyoruz ya da herkesin evinde arıtma cihazı var. Bitti o işler. Geçinmesi zordur öyle.’’

Rıza Bey; “Zor tabii. Sağ olsun Hasan var da.’’

Kamera, esmer yağız delikanlı Hasan’a döner. Stüdyoda oturanların tarafından; “Maşallah yakışıklıymış,’’ sözleri ve gülüşmeleri duyulur. Sunucu hınzırca gülümseyerek stüdyodakilere hak verir. Kadınlara laf atar, “Değil mi, Kenan İmirzalıoğlu, Burak Özçivit gibi.’’

Hasan (Mahmut Cevher) iltifatlar karşısında çekingen bir gülümsemeyle başını öne eğer. Sunucu, Rıza Bey’in ailesini, maddi refah içinde yaşatamamasının nedenini bulmuş gibi Rıza Bey’e döner.

“Su işi, olmaz artık. Bak diyorlar ki, oğlu gibi o da bir fabrikaya girsin. Olmaz mı? Yok mu? Sen biraz tembel misin yoksa Rıza Bey?’’

Rıza Bey, peşin hükümlü soruya cevap veremeden sunucu kulaklığına gelen haberin müjdesini bağırarak verir. “Oktay’ı bulduuk…’’ Stüdyoda alkış kıyamet. Sunucuya övgüler, sevgi gösterileri…

Sunucu aileye döner; “Oktay’ın babası aradı. Çok önemli bir iş adamıymış kendisi. Oktay için de okumuş etmiş, saygılı bir çocuk diyor. Oktay da yanındaymış. Kimseden kaçacak bir durumumuz yok. Gider ifademizi veririz diyor. Rıza Bey, aile bizden para istedi falan diyorlar. Öyle mi?’’ diyerek şüpheyle Rıza Bey’e bakar.

Stüdyodakiler şok. Ekran başında izleyenin de sıtkı sıyrıldı artık. Bir de para isteme mevzusu çıktı. Hani istedikleri sadece bir özürdü. Çıksın ifadesini versindi. Niyet başkaymış demek. Nerden gelsin aklına izleyicinin böyle bir şey… Saflık işte. Ama millet öyle mi? Ne fena.

Aile, yakışıksız itham karşısında şaşkınlıkla ve öfkeyle birbirlerine bakarlar. Hasan, öfkeden yumruklarını sıkar. Rıza Bey, eliyle oğlunu sakinleştirir. Sunucu aileye fırsat vermeden “Arkadaşlarımız; Oktay’la, ailesiyle, etrafla da konuştu. Çok düzgün bir aile. ‘Bu konuyu kapatalım,’ diyorlar. Buradan kendilerine de selam gönderiyorum. Biz bir reklam arasına girelim.

Reklam sonrasında, Rıza Bey ve ailesi stüdyodaki koltuklarında değillerdir. Sunucu açıklamasını yapar. “Bugün bir kaybımızı daha bulduk. Aileler anlaştı. Bugün bir dosya daha programımızda kapandı.’’

Stüdyodaki bir teyze, Zeynep’in (Itır Esen) oturduğu tarafı kaşıyla gösterip dudaklarını ısırarak; “Bu kız bu ailenin başına, daha çok iş açar,’’ der.

Televizyon karşısında akşam yemeği için hazırlık yapan izleyiciler, kendi aralarında konuşur; “Görsen acırsın ama ne fenalar görüyor musun? Ne kadar istediler acaba? Aman para alsın da, şu annesi ağzına diş yaptırsın. O ne öyle?’’

“Büyük oğlanın o tripler, bakışlar neydi öyle? Sanki Kenan İmirzalıoğlu. Etrafa poz kesiyor bir de. Ünlü olmak için oraya çıkmıştır. Reklamın iyisi kötüsü yok. Orda biri görecek, beğenecek, dizide oynatacak. Bir onlar akıllı.’’

Gündüz kuşağında bu sefer, şefkat bulunamadı ama Oktay bulundu en azından…

Önceki İçerik
Sonraki İçerik
Meltem Özkan
Meltem Özkan
Mimar Sinan Güzel Sanatlar Üniversitesi Sosyoloji mezunu, Yüksek lisansını İstanbul Bilgi Üniversitesinde tamamladı. İstanbul’da yaşıyor ve sosyolog olarak çalışıyor. Çeşitli öykü kitaplarında ve dergilerde yazıları yayımlandı. Sinema, sosyal projeler ve yazarlık alanında üretimlerini sürdürmektedir. Üç kişilik bir ekip ile film ve dizi yorumları yaptığı “Uzaktan Bak Gözün Bozulacak” adlı bir podcasti bulunmaktadır.

POPÜLER YAZILAR