Cumartesi, Nisan 11, 2026

En Çok Okunanlar

spot_img

Benzer Yazılar

Ben Çok Düşünürüm

Geçen gün anneme, “Yolda yürürken ne düşünüyorsun?” diye sordum. O da sakin bir şekilde, “Hiçbir şey düşünmüyorum, genelde dualarımı okuyorum,” dedi. Ben de şaşkınlıkla, “Gerçekten hiç mi düşünmüyorsun?” diye tekrar sordum. “Hayır,” dedi, “pek düşünmem; belki çok nadiren aklıma bir şeyler gelir.”

Bu cevap beni gerçekten şaşırttı. Çünkü benim düşünmeden geçirdiğim neredeyse bir dakika bile yok. Şimdi ben de onun yaptığı gibi davranmaya çalışıyorum. Aklıma geldikçe yürürken düşüncelerimi biraz olsun susturup dualarımı okumaya niyet ediyorum. Zihnim çoğu zaman yine bir şeyler düşünmeye başlasa da bunu fark ettiğimde kendimi toparlayıp yeniden sakinleşmeye çalışıyorum.

Aslında sürekli bir şeyler yapmak, üretmek ve meşgul olmak istiyoruz. Oysa bazen insanın ihtiyacı olan tek şey zihninin biraz susması. O anda ne yapıyorsak, sadece ona odaklanabilmek; aklımıza başka düşünceler dolmadan, o anın içinde kalabilmek.

Ben mesela temizlik yaparken bile mutlaka bir podcast açarım. Benim içimdeki ses konuşacağına, podcastte kim konuşuyorsa o konuşsun. Böylece kendi düşüncelerimle baş başa kalmamış olurum.

Şimdilerde çok popüler bir tavsiye var; “Beş dakika hiçbir şey yapmadan oturun ve kendinizi dinleyin.” Üstatlar da bunu sık sık söyler; kulağa gerçekten güzel geliyor. Ama işte benim için sıkıntı tam da orada başlıyor. Çünkü ben çoğu zaman kendimi dinlemek istemiyorum. Bazen insan, kendi zihninin gürültüsünden uzaklaşmak için başka seslere sığınmayı daha kolay buluyor.

Bazen kendime soruyorum. Neden bu kadar çok düşünüyorum? Aklımdan geçen şeylerin sınırı yok gibi. Neredeyse her şey zihnime doluşuyor.

Mesela sabah haberlerinde gördüğüm bir görüntü gün boyu aklımdan çıkmıyor. Otizmli olduğu için dışlanan çocuğunun ardından feryat eden bir anne… Yüzündeki üzüntüyü, çaresizliği düşünüyorum. “Acaba şimdi ne yapıyordur?” diye geçiriyorum içimden. “O an çok üzgündü; umarım şimdi biraz olsun iyidir,” diye dua ediyorum.

Sonra başka düşünceler geliyor. Asgari ücretle çalışan bir insanın, hem kirayı hem elektrik ve su faturasını nasıl ödeyebileceğini düşünüyorum. Gerçekten mümkün mü? İnsan hesap yaptıkça bunun ne kadar zor olduğunu daha iyi anlıyor.

Bir yandan da sevdiğim insanları düşünüyorum; onların iyi olup olmadığını, hayatlarında her şeyin yolunda gidip gitmediğini… Zihnim sürekli bir şeylerle meşgul. Aslında buna benzer daha pek çok örnek sayabilirim. Bazen fark ediyorum ki, düşüncelerim yalnızca kendi hayatımla ilgili değil; başkalarının acıları, dertleri ve hayatları da gelip zihnimde yer buluyor. 

Bu durum zaman zaman insanı oldukça yıpratıyor. Sürekli düşünmek, her şeyi kafaya takmak kolay değil. Ama galiba ben yine de bunu seviyorum. Çünkü eğer böyle olmasaydı elime kalemi almanın ne anlamı olurdu ki? 

Belki de yazarlık tam olarak burada başlıyor. İnsan sadece kendini düşündüğünde değil, başkalarının acılarını, sevinçlerini ve hikâyelerini de içinde taşıdığında… Kendi hayatının sınırlarından çıkıp başka insanların duygularına dokunabildiğinde. Belki bu yüzden zihnim hiç susmuyor; çünkü gördüğüm, duyduğum ve hissettiğim her şey içimde bir yere yerleşiyor. Yazmak da tam olarak bunun için var sanırım: Sadece kendimi anlatmak için değil, herkesin birazını içinde barındıran o ortak duyguyu kelimelere dökebilmek için. Belki de bir yazarın yükü de anlamı da tam olarak burada saklıdır.

Önceki İçerik
Sonraki İçerik
Pelda Demir Öztürk
Pelda Demir Öztürk
Köşe yazarlığı yapan 1992 doğumlu yazar, Adnan Menderes Üniversitesi mezunu.

POPÜLER YAZILAR