Pazartesi, Şubat 9, 2026

En Çok Okunanlar

spot_img

Benzer Yazılar

Srebrenitsa’nın Beyaz Başörtülü Kadınları

Yüzlerce yeşil örtülü tabut içinde genci, yaşlısı, çocuğu ölenlerin hepsi erkekti. Onların başında gözleri yaşlı ve bembeyaz baş örtüleriyle kadınlar ve kızlar dizilmişti. Burası Bosna Hersek’in güneydoğusunda kalan Srebrenitsa.

1990 yılının kışıydı. Potoçari’ye lapa lapa yağan kar her yeri kaplamıştı. Akşam olmaya başladığında, Sara odunları odanın köşesine yerleştirmişti. Kuzineye kalınca bir meşe odunu attı. Etrafa turuncu kıvırcımlar sıçrarken, fırın kısmına yıkadığı patatesleri tepsiyle sürüverdi.  Bir saat kadar sonra ızgarayı da üzerine yerleştirip, kestane, ekmek, soğan ve cevapileri dizdi.

Patatesin köz kokusu odayı kaplarken, kestane ve ekmek kokuları da yayılmaya başladı. 

“Abla cevapi mi yaptın? Sen var ya ablaların balı, kaymağısın.” 

“Cevapi mi yapmış Amir?” 

“Evet, evet. Şu kokulara bak. Ohhh beee, ziyafet var bugün Harun.”

“Abla sen ne zaman hazırladın köfteleri?” “Geçen hafta üç kilo kıyma yaptırdım. Biraz kuzu, biraz dana. Siz okuldayken de buzluğa hazırlayıverdim cevapileri.” 

“Valla çok akıllı ve becerikli bir ablamız olduğu için, Amir çok şanslıyız oğlum.” 

“Aslan gibi kardeşlerim olduğu için asıl ben şanslıyım,” dedi Sara.

Çocukların karnı doyunca, sıcak kuzinenin yanında mayışmışlar ve sedirin üzerinde sızmışlardı. Sara sofrayı toplamış, soğuk mutfakta bulaşıkları yıkamış, sıcacık odaya koşarak girmişti. Çocukların üzerini yün yorganlarla örttü. Biraz kitap okudu, bir şeyler karaladı. Dolunay yüzünü dağın ardından gösterince lambayı kapattı.

Pencereden gökyüzünde dünyaya göz kırpan yıldızları seyrediyor, diğer taraftanda arada gelen yaban hayvanlarının seslerini dinliyordu. 

Bir baykuş derin sessizlikte öterken, ay ışığı karların üzerini iyice aydınlattığı için dışarıda ışıklandırma varmış gibi aydınlıktı etraf. Derin bir sessizlik vardı bu beyazlığın içinde. Dışarıyı seyrederken kıvrıldığı köşede uykuya daldı.

Sabah kalktığında kar iyice doldurmuştu. Kapı çalmaya başladı, perdenin kenarından bakınca tanıdık bir yüz görmenin sevinci ile kapıyı açtı. “Naser ağabeyim, hoşgeldin, buyur.” “Girmeyeceğim Sara. Bir ihtiyacınız var mı kızım?” 

“Yok , teşekkür ederiz.” 

“Çocuklar nasıl?”

“İyiler, okula gidip geliyorlar.” 

“Tamam kızım, Allah’a emanet olun.” 

“Amin, sen de.”

Seçil Şahin
Seçil Şahin
Merhaba ben Seçil Şahin .1975 yılında İstanbul'da doğdum. İnşaat teknikerliği, Tekstilde mümessil bir firmada müşteri temsilciliği ve bir bankanın sendikasında yönetici sekreterliği yaptım. Şu an emekliyim. Edebiyata merakım, lisede İngilizce öğretmenim Gönül Togay sayesinde başladı. Sonrasında şiir yazmaya başladım. Katıldığım öykü yazarlığı programları sayesinde tanıştığım yol arkadaşım sayesinde de bu platformla yolum kesişti.

POPÜLER YAZILAR