Gece ilerliyor, yeni saate doğru adım adım yaklaşıyordu. Bazı çocuklar dileklerini gökyüzüne sessizce gönderirken, bazıları dans etmeyi seçmişti. Uganda’nın Masaka şehrinde, Masaka Kids
Africana’nın çocukları toprak zeminde çıplak ayaklarıyla müziğin ritmini tutuyordu. Her adımda yere daha sağlam basıyor, yüzlerinde güçlükleri yenmiş olmanın mutluluğu, hayatta kalmanın sevincini yaşıyorlardı.
Onların hikâyesi, kayıplarla başlamıştı. Ailelerinden, evlerinden, çocuklukluklarından erken yaşlarda ayrılmak zorunda kalmışlardı. Belki çeşitli sebeplerle zorunda bırakılmışlardı… İşte bu çocuklar için dans etmek bir kaçış değil, bir amaçtı. Yeni yıla girerken, üzerlerindeki kırmızı tişörtler ise sadece bir renk değil, kalplerinin hâlâ attığını söyleyen bir işaretti. Kırmızı, birlikte korkunun içinden geçtikleri cesaretin adıydı.
Grubun en küçüklerinden Dembe, annesinden kalan kırmızı boncuğu iple bileğine bağladı. “Bu, annemi hatırlatıyor,” diye gülümseyerek baktı bileğine. Dans tekrar başladığında, boncuk ışıkta pırıl pırıl parladı. Aynı anda, dünyanın başka yerlerinde yaşayan çocuklar da dilek tutuyordu. Güney Amerika’da Jamie, kapının önünde eğilmiş ayakkabısının bağcıklarını düğümlerken, şans getirsin diye kırmızı bir ip parçasını cebine attı. Uzak Doğu’da Mei, penceresine astığı küçük kırmızı kağıt fenerin içine “umut” yazdı.
Sibirya’da dondurucu soğuğun insanları eve kapattığı gecede Marina, annesinin ördüğü kırmızı atkıyı boynuna doladı. Atkı, soğuktan korumaktan çok hatırlamak içindi. “Buradayız ve hâlâ sıcak kalabiliriz,” mesajı veriyordu rengiyle.
Avrupa’da gri bir günün akşamında Lena, defterinin köşesine kırmızı bir çizgi çekti. O çizgi, kaybolup giden güzel günleri hatırlamak içindi. “Bundan sonrası da mutlulukla geçsin,” dedi sessizce. Ortadoğu’da Maher, babasının cebinden düşmüş kırmızı bir düğmeyi elinde sıktı.
Ceketten kopmuş ama aile olarak kopmamış olmanın bir işaretiydi.
Saatler gece yarısına yaklaşırken, takvimler henüz değişmemişken, dünyanın farklı yerlerinde yaşayan bu çocuklar aynı anda gökyüzüne baktılar. Kırmızı renk kimi yerde bir boncuk, kimi yerde bir ip, kimi yerde bir fener, kimi yerde bir çizgi, kimi yerde bir atkı oldu ama hepsinde aynı anlamı taşıdı: hayatta kalmak ve yeniden başlamak.
Yeni yıla girildiğinde hiçbiri mucize beklemedi. Onlar mucizeyi zaten tanıyorlardı. Hep bir adım daha atabilmek istiyorlardı bu hayatta. Dembe boncuğa dokundu. Jamie ipi bileğine bağladı. Marina atkısını biraz daha sıkı sardı. Lena çizgiyi kalınlaştırdı. Maher düğmeyi cebine koydu.
Dünya, çocukların bu dileklerini duydu. Kırmızı, kalplerinden kalplerine bir yol açtı onlara. Ve o yol, zorluklardan geçmiş her çocuğun yeni yıla bıraktığı ortak bir notla aydınlandı:
“Bizi koru, ama en çok da bizi birleştir.”
Bu çocuklardan birinin dileği 2010’ların başında gerçek olmuş. Suuna Hassan, Uganda’nın Masaka bölgesinde büyümüş, çocukluğu yoksulluk, kayıp ve güvencesizlik içinde geçmiş.
Küçük yaşta ailesinden kopmak ve sokakta kalan çocuklarla erken yaşta karşılaşmak onu derinden etkilemiş. Onun için Masaka Kids Africana bir “proje” değil, yarım kalan çocukluğun telafisi.
2010’ların başlarında Masaka çevresinde sokakta yaşayan, ailesini kaybetmiş, okula gidemeyen çok sayıda çocuk varmış. Suuna Hassan, bu çocukların yalnızca yardıma değil, umut duygusuna ihtiyacı olduğunu fark etmiş; yardım kolisine değil, aidiyete, ifadeye ve neşeye…
Burada devreye dans girmiş. Onları kurtarmaya çalışmamış. Onlara kendilerini hatırlatmış. Dans
Masaka Kids Africana’da terapi, dil ve hayatta kalma biçimi olarak görülüyormuş. Birçok çocuk travmasını kelimelerle anlatamıyor ama bedenleriyle anlatıyormuş. Ritim, acıyı düzenliyor; hareket korkuyu dönüştürüyormuş. Suuna Hassana’a göre: “Dans ettiklerinde çocuk değiller, gelecek oluyorlar.”
Masaka Kids Africana sadece bir dans grubu değil, aynı zamanda barınma, temel eğitim, yemek ve psikolojik destek sağlayan topluluk temelli bir yapı. Hassan özellikle bir yetimhane değil, bir aile olduklarını vurguluyor.
Sosyal medyada paylaşılan dans videoları milyonlarca kişiye ulaşmış. Bu videolar, onlara uluslararası festivallere davet getirmiş. Belgesellere konu olmuşlar. Ama Suuna Hassan için asıl başarı, bir çocuğun gözünde korku yerine oyun gördüğü anmış.
Masaka Kids Africana, videolarıyla Türk gezgin Osman Muzaffer Afyon’un dikkatini çekince, Uganda seyahati öncesinde onları ziyaret etme isteğini sosyal medya aracılığıyla iletiyor ve olumlu yanıt alıp onları ziyaret ediyor. Onları, Türkiye’ye davet ediyor ve düşüncelerini paylaştığı kişilerin destek vermesiyle, etkinlik takvimi hazırlayıp grubu 2019 yılında İstanbul’a getirmeyi başarıyor.
Umutlarımızın hep yeşerdiği, içimizde çocuk sevinçlerimizin hep yaşadığı, bizi hayatta tutan amaçlarımızın hep var olduğu güzel bir yıl dileğiyle….
Kaynaklar:
*Netflix Masaka Kids Documentary*https://www.aa.com.tr/tr/yasam/afrikali-yetim-ve-oksuz-cocuklardan-olusan-dans-grubu-turkiyeye-geliyor/1663258#



