Çarşamba, Haziran 24, 2026

En Çok Okunanlar

spot_img

Benzer Yazılar

Kullanma Kılavuzu

Genç adam, yanında oturan dedesi yaşlarındaki adama döndü. İçindeki o tanıdık çocuksu merakla mırıldandı. “Hayatın kullanma kılavuzu olsa…”

Ali, o sabah koşuya çıktığında hava serindi. İlk turda fark etmişti bankta oturan adamı. İkinci turda uzaklara dalmış hâline takıldı gözleri. Üçüncü turda hâlâ aynı şekilde oturduğunu görünce, bir şeylerin onu çektiğini hissetti. Durdu. Bir an tereddüt etti, sonra yaklaştı.

“Oturabilir miyim?” diye sordu. Cevap gelmedi.

Adam seksenlerinde görünüyordu, duymamış olabileceğini düşündü. Bankın kenarına iliştikten sonra bu kez daha yüksek bir sesle konuştu. “Merhabalar.” Yaşlı adam, yanında bir hareket hissedince yavaşça döndü. Selamın kendisine verildiğini anlayınca başıyla hafifçe karşılık verdi.

Ali, genelde yabancılarla konuşan biri değildi ama bu adamı görünce dedesi aklına gelmişti. Onun da böyle dalıp gittiği zamanlar olurdu. “Nasılsınız? Hep gelir misiniz buraya?”

“Hayır,” dedi adam. “İlk kez geliyorum. Atıfet Hanım hep gelirdi, ‘Çok huzurlu bir yer Ahmet Bey, birlikte gidelim’ derdi. Ben hiç eşlik edemedim.” Ali bir an duraksadı. “Bugün bir deneyeyim dediniz sanırım?” Söz ağzından çıkar çıkmaz pişman oldu. Ali gözlerini kaçırdı.

“Özür dilerim rahatsız ettiysem. Dedem geldi aklıma sizi görünce.”

“Estağfurullah evlat. Benim de senin yaşlarında torunlarım var. Kusura bakma. Biraz dalgınım sadece.”

Sessizlik bankın üzerine çöktü. Uzakta bir çocuk gülüyor, ağaçların arasından geçen rüzgâr yaprakları hışırdatıyordu. Ali etrafı izlemeye başladı. Hemen kalkmak olmazdı. Sessizliği yaşlı adam bozdu. “Ahmet benim adım. İki sokak ilerde oturuyorum.” Kısacık bir nefes aldı.

“Geçen ay Atıfet Hanım’ı kaybettik. Altmış beş yıl… Az değil. Evde otururken fark ettim… onun yaptığı, onunla yapmadığım şeyleri yapmaya başladığımı. Pencereyi onun açtığı saatte açıyorum. Çayı onun demlediği gibi demlemeye çalışıyorum.” Kafasını kaldırıp etrafa baktı.

“Bugün de buraya geldim. Meğer haklıymış. Huzurluymuş burası.” Ahmet Amca yine uzaklara daldı.

“Son zamanlarda ben evden çıkmak istemiyordum. O ise hep dışarı çağırırdı. ‘Birlikte yürüyelim,’ derdi. Ben ertelerdim.” Sesi inceldi.

“Hep ertelerdim… Keşke onunla gelseymişim.” Ali’nin boğazı düğümlendi.

“Keşke bilsek…Bazı şeyleri önceden bilsek de ona göre yaşasak. Hayatın bir kullanma kılavuzu olsa keşke.” Ahmet Amca döndü, Ali’nin gözlerinin içine baktı.

“Ne yapardın?” dedi. “Olsa ne yapardın genç adam? Daha mı iyi yaşardın hayatı? Daha mı çok kıymetini bilirdin günlerinin? Ne yapardın?” Ali cevap veremedi. Sesinde biraz kırgın, biraz öfkeli ama en çok da pişman bir tınıyla Ahmet Amca devam etti.

“Hani evdeki makinelerimizin kullanma kılavuzları var ya…Okuruz başta, sonra ‘Öğrendik’ deriz, ‘Böyle de olur,’ deriz. Kendimize göre yöntemler geliştirerek devam ederiz. Hayat da öyle evlat.”

Ellerini dizlerinin üzerinde birleştirdi. “Yaşadıkça, deneyimledikçe yazılır o kılavuz. Aslına bakarsan; herkesin kılavuzu kendine özeldir. Kendi yaşanmışlıklarınla yazarsın onu.” Bir an durdu. “Önemli olan okumak değil. Yazarken fark etmek. Çok geç kalmadan fark et evlat.” Ali ayağa kalktı. Park aynıydı, ama artık aynı değildi.

“Ben koşsam iyi olacak,” dedi. Ahmet Amca başını salladı.

Ali yeniden koşmaya başladı. Ama artık adımlarını saymıyordu. İlk kez acele etmiyordu.

Hatice Güray
Hatice Güray
İş hayatının ardından yazmanın şifa veren halini deneyimledikçe hayatımda yeri arttı. Katıldığım ve katılmaya devam ettiğim atölyeler ile yazı yolculuğumda yol alıyorum. Kelimelerim kalemimden dökülürken, hayatın içinde saklı anların ve bırakılan izlerin peşinden giderek denemeler, hikayeler, öyküler yazıyorum. Hikayelerim dijital ortamda ve basılı dergilerde yer almaya başladı.

POPÜLER YAZILAR