Gözlerine baktım uzunca…
Hüzün oturmuş bebeklerine.
Gecenin en sessiz yerinde,
yalnızlığı örtüp üzerine,
kıvrılıp sarılmışsın kendine.
Az uzansan tutunacakmış gibisin hayallerine.
Zihnin karanlık,
en az gece kadar.
Sayıklıyorken henüz bilmediğin o ihanetleri,
gelecek günler aklında en az şimdiki kadar şaibeli.
Ne kadar kapatsan da gözlerini,
kulaklarını,
kalbini;
Bedenine sirayet etti korkunun izleri…
Sen görmezden geldikçe her birini,
hayatın uzaklaştı senden,
dönmüyor geri…
Bekliyorum bir gün göreceksin madalyonun tersini.
Henüz bilmiyorsun içindeki cevheri…
Kucak açmış bekliyorum senin bugüne gelmeni,
Yürü güzelim,
İçinden geç…
Seni sen eden her yeri seç,
Korkunu da al yanına etme red!
Geriye bir şey bırakmadan gel,
Hepsi kabulüm,
hepsi mücevher;
Terbiye ettik mi hepsi karanlığına bir fener.
Gel kızım,
Tüm oluşunla gel…
Bazı şeyler yaşanır ve biter.
Ama hepsi gitmez.
Kimi zaman yaşadıklarımızın tortusu kalır;
Kimi zaman da bütün o çökeltinin altında,
Uzun süre fark etmediğimiz bir şey vardır:
Kendimiz.
Belki de hayat yaşananların bizden ne götürdüğünü değil;
Geriye ne bıraktığını görme yolculuğudur.



